Bilinen en eski Türkçe kaynak olan Orhun Abideleri’nden Kültigin Abidesi’nde, Tanrı’nın Türk milleti yok olmasın diye yarattığı kişiler arasında ikinci Göktürk devletinde kağanın eşi İlbilge Hatun’un adına yer verilmiştir. Aslında Türk toplumlarında savaş kabiliyetinin, otoritenin güçlü olmasının sırrı burada saklıdır. Kadın her zaman hayatın içerisinde ve merkezindedir. Yeri geldiğinde Nene Hatun olur yeri geldiğinde Bilge Hatun. Nitekim M.Ö. 500-600 yılları arasında yaşadığı değerlendirilen ve birçok kaynakta ilk kadın hükümdar olarak ifade edilen Tomris Han, eşinin ölümünden sonra “Pers kralına boyun eğmeyen”1 cesur bir Türk kadın hükümdarı olarak değerlendirilmiştir. Kadının mevkiine dair bir örnek vermek gerekirse; Bilge Kağan kitabesinde: “Tanrı Türk milleti yok olmasın diye babam İl-teriş Kağan ile anam İl-bilge Hatun’u yükseltti” 2 ifadesi, Türk kültüründe kadının siyasi ve toplumsal değerinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.
Cumhuriyet tarihimiz de kadınların başarılarıyla doludur.

Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışması zikretmek imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını “Ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim.” diyemez.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk toplumdaki kadın ve erkek ilişkisini “Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” sözleriyle açıklamıştır. Atatürk’ün fikirlerinden etkilendiği Ziya Gökalp ise Türk kadınının kurtuluşunu ancak Türk medeniyetinin dinamikleriyle mümkün olabileceğini düşünmektedir. Çünkü Türk medeniyet ve kültüründe kadın ve erkek eşit haklara sahiplerdir. Siyasi, hukuki ve askeri bütün işlerde kadın, eşinin yanında yer almaktadır.


Bugün Türk kadınına bir kadın karakteri çizilmeye çalışılmaktadır. Evinde oturan tencere kaynatan, hamur yoğuran, sabah programlarına bağımlı hayattan kopuk bireyler. Türk kadının tarihinde böyle bir şey yoktur. Türk kadını devlet yönetmiştir. Türk kadını cepheye mermi taşımış, düşmana bir mermi de o sıkmıştır. Bugün de Türk kadını ekonominin, sanatın, siyasetin merkezinde bulunacaktır ve Türk toplumunun yapısını bozmaya çalışanlara izin vermeyecektir.

1- Mehmet Özmenli, “Ortaçağ’da Türklerde Kadın ve Aile”, The Journal of Academic Social Science Studies, 66 (2018), s.350.
2- İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, İstanbul, 2015, s.141.
3- Ali Albayrak,Ziya Gökalp’te Kadın ve Aile, Social’Sciences’Research’Journal

 

Ayfer KILIÇ
Kadın Kolları Başkanı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.