DİN,devlet için değildir;Öyle olursa dinin sınırlarını daraltmış olursunuz.
Devletin dini olmaz!.Çünkü devleti idare edenlerin yanlışları o zaman dine fatura edilir ki,bu da en büyük yanlış olur.
Din’in devleti olmaz!.Devlet belirli zümreyi idare eden sistemin adıdır.Din ise tüm insanlığa gönderilmiştir.

DEVLET:

Gerçekte insanların sağlık,huzur ve mutluluğu için oluşturulmuş kurumdur! O ülkenin tüm insanlarına eşit mesafede ve

ölçüde hizmet vermekle mükelleftir!.

Birbirlerine baskı ve zorlamada bulunmadığı sürece her kişinin DİN anlayışına ve uygulamasına saygılı olmak

mecburiyetindedir!.

Devlet, mazlumun yani zulüm görenin yanında olmak, onu korumak mecburiyetindedir!.Aksi hâlde mazlumun ahı

devletin varlığına zarar getirir!.

Devlet kanunlarla yönetir insanları, emretme ve hükmetme esasına dayalı olarak!. Kuralına uymazsan devlet gücüyle

cezalandırır sizi!.

DİN ise:

Bir sistem olarak, size, neler yaparsanız yaşadığınız ana veya geleceğe dönük ne yararlarınız olacağını bildirir!.

Yapmanız veya yapmamanız gereken hususları TEKLİF eder!. Buna uyup uymamak kişinin bileceği iştir; bu konuda

kimsenin kimseye bildiklerini zorla uygulatma hakkı yoktur!.

DİN, insanın sonsuz yaşamına katkıda bulunup,onu ebeden mutlu edecek gerçekleri bilmesi için bildirilmiştir!.

Devlet ise, o günün anlayış ve şartlarına göre, akıllı ve güçlü kişilerin oluşturduğu bir yönetim kurumudur!.

İnsanlar nasıl ki yanlış yaparlar, müslüman da yanlış yapabilir, devletlerde yanlış yapabilirler.

Yalnız, Devletin yaptığı yanlışların da, Müslümanların yaptığı yanlışların da İslam’a yüklenilmesi en büyük haksızlıktır.

DİN, insanlığın yaşadığı anda ve geleceğe dönük çıkarları doğrultusunda içinde yaşadığı sistem gerçeklerini açıklar.

Devlet, kurucularının düşünce ve bakış açısına göre, insanları yaşatma ve mutlu etme amacı güder!.

İnsanlar, Dünyanın hangi ülkesinde, hangi rejim altında olursa olsun, DİN’i bildiği ve imkân bulduğu şartlar kadarıyla uygulayabilir.

Devletin, insanların özeline müdahale hakkı olamaz!. Olursa, o devletin idare şekline dikta yönetimi denilir!.

Kişi, namazı kılar veya kılmaz, orucu tutar veya tutmaz, hacca gider veya gitmez.

Bunları yapmanın getirisi de, yapmamanın götürüsü de kişinin kendisini ilgilendirir; başkasını asla ilgilendirmez!.

Kimsenin bu konularda başkasını kınamaya hakkı yoktur!. Herkes kendi doğrusunu yaşamak için vardır;

başkalarına hükmedip, onların, kendi istediği gibi yaşamasını sağlamak için değil!.

Allahın emriyle emretmek, nehyiyle nehyetmek her müslümanın görevidir.

Bunu yaparken de zorlama hakkına sahip değildir. İnsan aklıyla iyiyi, doğruyu, güzeli kendi iradesiyle kabul edip yaşayacak. Zorla yaşamanın da yaşatmanın da bir anlamı olmaz.

Müslüman ne olduğunu ve ne olmadığını iyi bilecek.

Artık kesinlikle bilmeliyiz ki…

Dünya üzerindeki Müslüman toplumların çektikleri bütün sıkıntılar, yüzyıllar içinde yanlış yorumlar veya örf-âdetlerle

harmanlanmış DİN anlayışının, toplumlarca gerçek DİN diye kabullenilip; GERÇEK İSLÂM’dan ayrı düşülmekten kaynaklanmaktadır!.

İslamı öğrenmek, araştırmak yerine, kolayı seçmişiz. Bize ne söylenirse hemen inanı vermişiz.

Din ile adetlerimizi,örfümüzü ayırt edemez hale gelmişiz.

Yanlışa devam ile doğrunun elde edilmesi asla mümkün değildir!.

Bugünkü yanlışların altında, hep, yanlış yorumların, gerçek DİN olarak insanlara kabul ettirilmesi yatmaktadır!. Bu

yanlış düzeltilmedikçe, DİN konusunun gerçekleri her türlü imkanlar zorlanarak, medya aracılığıyla topluma

yansıtılmadıkça, Müslümanların çilesi son bulmayacaktır!.

Allaha emanet olunuz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.