Yanınızda olanlara sahip çıkın.

Vefa İstanbul’da bir semtin adı olmaktan ileri bir değer olsun.

İşini yaptıklarınızda adaleti elden bırakmayın.

Makama getirdiklerinizde liyakat arayın.

Etrafınızı yağcılar, yalakalar sarmasın.

Doğru söyleyenleri dokuz köyden kovarlar hesabına girmeyin.

Yanlışlarınızın olabileceğini kabul edin.

Her şeyi ben bilirim demeyin.

Bencillik şeytan işidir.

Makama adam tayin edin. Adama makam bulmaktan vazgeçin.

Siyaset adam kazanma sanatıdır. Adam kazanmayı öğrenin. Kazanmak zordur ama kaybetmek kolaydır.

Bir hatıramı nakletmek isterim.

1990’lı yıllarda köklü bir partinin İl Başkanı çok sevdiğim bir ağabeyim.

Bşk. Yardımcısı okul arkadaşım.

İkisinin de başarılı olmasını istiyorum. Çünkü ikisi de samimi ve dürüst insanlar.

Siyasetin böylelerine her zaman ihtiyacı oluyor. Böyle insanlar siyasete hep değer kazandırır.

Başkan Yardımcısı olan arkadaşımı ziyarete gittim. O günlerde partinin il binası dolup taşmış.

Ben de oturdum bir kenara, zaman bulursam iki kelam edeceğim. Uzun zaman bekledim.

Hep öğretmenler geliyor, tayin istiyorlar. Başkan açıyor telefonu Milli Eğitim Müdürlüğüne veriyor isimleri.

Gelenlere hiçbir şey sorulmuyor isteği hemen Milli Eğitime iletiliyor.

Biri kapıda ben……….. ile görüşeceğim dedi. İçeri alındı. Gelen kişi, İl başkanının adı ile yardımcısının soyadından bir isim türetmişti. Görüşeceği kişinin adını bilmediği gibi, İl başkanının adını da bilmiyordu. Ama partiden torpilli tayin istemeye gelmişti.

Telefon edildi ismi verildi, tabii ki işi de görülecek. İktidar partisinin İl başkanından tel gelir de o tayin yapılmaz mı?

Anladım ki o kişi partiden değil. Odada beş kişiyiz. Başkan. Yardımcısı arkadaşa dedim ki:”Bu arkadaşlar sizin partiden değil”. Başkan Yardımcısı arkadaşım “olur mu hocam öyle şey” dedi.

Ben sorun bakalım ”İl Başkanının adını, milletvekillerinizin adını bilecekler mi” dedim.

Gülerek;” Haydi sayın da hocamızı utandıralım” deyince;

Kimisi ben siyaset ile ilgilenmiyorum dedi. Kimisi de benim eşim bilir, ben bilmem dedi. Birisi bir isim söyledi o da İzmir Milletvekiliydi.

Neyse çıktılar. Ben arkadaştan 5 dakika özel görüşelim içeri kimseyi alma dedim. Kapıyı kapattık. Bşk. Yardımcısı arkadaşa:” Bunların hepsi muhalefet partisinden. Şimdi çıkacaklar” Biz işimizi, tayinimizi yaptırdık” diye hava atacaklar.

Bu arada size ulaşamayan partili dostlarınız da bizim işimiz görülmüyor, muhalefetin işi görülüyor diye gücenecekler” dedim.

Eba Müslim Horasaninin bir sözünden yola çıkarak ve o sözü de partiye uyarlayarak dedim ki:

“Siz partili olan, partiye zarar vermeyeceğine inandığınız partililerinizin işini yapmayıp, nasıl olsa bizden diye uzak tutarsanız;

Kendinize çekeceğinizi sandığınız muhalefete yakınlaşırsanız;

Gün gelir uzak durduklarınız başka partilere giderler. Yakınlaştırmaya çalıştıklarınız da size gelmezler. Herkes safını belirlediğinde, bir bakarsınız ortada parti kalmamış” dedim.

“Yok, öyle şey olmaz. Biz Muhalefeti de kazanmamız lazım” dedi.

Zaman beni yanıltmadı.1995 seçimlerinde yıllardır iktidar partisi olan, koalisyon ortağı olan parti, yüzde 19 oy alarak gerilemeye başladı.

1999 seçimlerinde yüzde 12 oy alarak gerilemeye devam etti.

2002 de yüzde 9,5 oy alarak baraj altında kaldı. Daha sonra seçmeni diğer partilere dağıldı ve parti kapandı.

Eba Müslim Horasani’nin sözlerini bir kez daha hatırlayalım ve iyi analiz yapalım.

“Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular.
Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı.
Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu.
Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.”

Saygılarımla.

Salih Ergül

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.